
MAYIS: UMUDUN VE GERÇEĞİN AYI
Mayıs geldi.
Çiçek açma zamanı…
Bahar güneşini yüzümüzde hissettiğimiz, doğanın yeniden “başlayabilirsin” dediği o ince, zarif geçit töreni…
Biz de açıyoruz göğsümüzü güneşe.
Karşılıksız, beklentisiz şefkatine.
Çünkü biliriz; bazı şeyler hâlâ saf, hâlâ gerçek.
Ama bizim hikâyemiz sadece bahar değil.
Bizim hikâyemiz, kıştan çıkan ama içindeki soğuğu tamamen geride bırakamayanların hikâyesi.
Mayıs, aynı zamanda ALS farkındalık ayı.
Ve biz bu ayda, hem coşkuyu hem gerçeği birlikte taşımak zorundayız.
Çünkü bu nadir öykü, sadece umutla değil; sabırla, dayanıklılıkla ve çoğu zaman sessiz bir mücadeleyle yazılıyor.
Bir insan nereye kadar dayanır?
Bu sorunun kesin bir cevabı yok.
Ama biz her gün, o cevabı biraz daha ileri taşıyan insanlarız.
Kımıldamadan yatan bir beden olabilir…
Ama düşünceler durmaz.
Zihin susmaz.
İçeride hâlâ bir ses vardır—bazen çığlık, bazen fısıltı.
Ve belki de en büyük özgürlük tam burada başlar:
Bedenin sınırları daralırken, düşüncenin sınırlarının ortadan kalktığı yerde.
Özgürlük bazen yürümek değildir.
Özgürlük, düşünebilmek, hissedebilmek ve hâlâ bağ kurabilmektir.
Biz küçük bir topluluğuz.
Türkiye’de hepi topu 5-6 bin kişiyiz.
Bir futbol tribününe sığarız belki.
Ama yüreklerimiz…
O tribünlerden taşar.
Her canlının bir yarası var.
Görünür ya da görünmez.
Çocuk dizlerimizde, ellerimizde ya da içimizin en derin yerinde.
Şunu öğrendik:
Para her şeyi çözmez.
Şifa satın alınamaz.
Ama insan…
İnsan bazen her şeydir.
Küçük bir destek, bir dost eli, bilinmek bile istemeyen bir hayırseverin uzaktan dokunuşu, günü güzelleştirir, yaşamı anlamlı kılar. Cesaret verir ve iyiliğin gücüne inanırsın. Bir heves verir yorgun bedenlere, bunalmış ruhlara.
Bilime inandık.
Laboratuvarlarda ömrünü adayanlara umut bağladık.
Bir ilacın, bir keşfin, bir ilerlemenin peşinden yürüdük.
Devlet dedik, sistem dedik, hak dedik.
Bazen sesimiz duyuldu, bazen rüzgâra karıştı.
Ama susmadık.
Çünkü bu sadece bir hastalık meselesi değil.
Bu, insan onurunun var olma meselesi.
Gözlerimizi ufka diktik.
Çünkü umut, çoğu zaman henüz gelmemiş olandır.
Mayıs ayında doğa bizi duyar.
Ağaçlar, çiçekler, kelebekler…
Belki martılar bile.
Biz anlatmaya devam edeceğiz.
Coşkuyu kaybetmeden, gerçeği saklamadan.
Çünkü farkındalık, sadece bilmek değildir.
Hissetmektir.
Görmektir.
Yan yana durabilmektir.
Bu mavi gezegende zamanımız sınırlı.
Ama yaşamın her anı anlamlı.
Ve biz, bu sınırlı zamanda, birbirimize dokunmanın yollarını arıyoruz.
Mayıs ayı…
Bir başlangıç değil belki.
Ama bir hatırlayış.
Yaşamın, tüm zorluklara rağmen, hâlâ bizden yana olabileceğinin hatırlayışı.
Nefes varsa umut vardır.
Dr. Alper Kaya
ALS-MNH Derneği Başkanı






